Günümüz dünyasında telefonlar, internete erişim için en yaygın araç haline geldi. 2024 itibarıyla, internet kullanıcılarının %90’ından fazlası mobil cihazlar üzerinden çevrimiçi oluyor. Bu da gösteriyor ki bilgisayarların internete erişim konusundaki popülaritesi çoktan bitmiş durumda!
Bugün internet, cebimizde taşıdığımız akıllı telefonlarımız sayesinde her an elimizin altında. Artık oturup bir bilgisayar başına geçmeyi beklemiyoruz; sosyal medyada gezinmekten alışveriş yapmaya, e-postalarımızı kontrol etmekten dünyanın öbür ucundaki haberleri öğrenmeye kadar her şey telefonlarımızın bir dokunuş uzağında.
Bu, şu anlama geliyor: Nefes alıp verdiğimiz her an, aslında bir şekilde internet aracılığıyla siber dünyanın bir parçasıyız. Akıllı telefonlar, bizi dijital bir evrenin sürekli bağlı bireyleri haline getirdi. İnternet, bir araç olmaktan çıkıp hayatımızın temel bir unsuru haline dönüştü.
Bu yüzden, hem dijital dünyada daha sağlıklı bir kullanıcı olmak hem de sosyal yaşantımızda dengeli bir birey haline gelmek için "dijital rahatlama" ya da başka bir deyişle "dijital sadelik" kavramına odaklanmamız gerekiyor.
Akıllı telefonlar hayatımızı kolaylaştırsa da, sürekli bağlantıda olma hali, zaman zaman zihinsel yorgunluğa ve sosyal izolasyona yol açabiliyor. Bu yüzden, teknolojiyle ilişkimizi daha bilinçli bir şekilde düzenlemeliyiz.
Bu yazımda, özellikle akıllı telefonlarımızda kullandığımız uygulamaların çokluğu ve uygulamaların kullanım amaçlarına yönelik hususları ele alacağım.
Uygulama Temizliği: Sil, Sil, Sil!
Bir düşünün: Telefonunuzda kaç tane uygulama var ve bunların kaçı gerçekten hayatınıza katkı sağlıyor? Ortalama bir akıllı telefon kullanıcısının cihazında 80 uygulama bulunuyor ve bunların yalnızca 9’u düzenli olarak kullanılıyor.
80 uygulama bir telefonda ne yapar? Kafa karıştırır! Aklınızı yorar, cihazınızı yavaşlatır ve bitmek bilmeyen bildirimlerle dikkatinizi dağıtır. Bu kadarla da kalmaz; fazla pil tüketimine sebep olarak batarya ömrünü kısaltır.
Hepsi bu mu? Hayır! O kadar çok uygulama arasında kaybolurken, menüler arasında geçiş yapmak için sürekli parmaklarınızı kullanmanız gerekir. Bu da uzun vadede fark etmeden sizi fiziksel olarak yorabilir. Düşünsenize, telefonunuzu kullanırken parmaklarınızın yorulduğu bir noktaya gelmek... Bu tabloyu biraz olsun rahatlatmak için dijital sadeleşmeye ihtiyacımız olduğu çok açık!
Telefonunuzu ve zihninizi rahatlatmak için uygulamaların sayısını azaltmak hem cihazınıza hem de kendinize yapacağınız en büyük iyilik olabilir.
Hadi şimdi elinize telefonunuzu alın ve kendinize şu soruyu sorun: “Bu telefonda hangi uygulama olmazsa hayatımda gerçekten bir eksiklik hissederim?”
Örneğin, ben navigasyon uygulaması olmazsa hayatımda büyük bir eksiklik hissederim. Çünkü onun sayesinde kaybolmuyorum ve istediğim yere kolayca ulaşabiliyorum, işlerim aksamıyor. Bir uygulamanın hayatıma fiziki olarak etkisini görebiliyor musunuz? İşte bu uygulama telefonumda bulunmayı hak ediyor.
Ama diğerleri? Aylar önce indirilen fakat yüzüne ikinci kez bile bakılmayan uygulamalar…
Mesela aynı işlemi yapan beş tane seyahat uygulamasına gerçekten ihtiyacım var mı? Telefonumda yer kaplamalı mı? Tabii ki hayır! İşlevi aynı olan binlerce uygulama var. Birini seçin. Bu gibi durumlarda şunları yapmanızı öneririm;
1. Hangisi daha iyi? Kullanacağınız bir uygulamanın Google araştırması ile Kullanıcı yorumlarına ve puanlarına bakın.
2. Seç ve sadık kal. Daha sonra En iyi olanı seçip diğerlerini sil, sil, sil!
Sonuç: Daha hızlı bir telefon, daha az kafa karışıklığı ve daha fazla odaklanma.
Telefon, Her Dijital Aktivite İçin Doğru Bir Araç Değildir!
Telefonun her iş için doğru araç olmadığını kabul etmemiz gerekiyor. Bunun en net örneklerinden biri: film izleme alışkanlığı. Telefonda Netflix veya diğer platformlarda dizi ve film izlemek, çoğu zaman sağlıksız ve suni bir deneyim haline geliyor.
Neden mi? Çünkü binlerce seçeneğe, parmaklarınızın rahatlıkla dokunabileceği küçücük bir ekran üzerinden erişiyorsunuz. Bu kolay erişim, sizi fark etmeden ekrana bağımlı hale getiriyor. Amaçsızca saatlerinizi harcayabilir ve kendinizi bir içerik döngüsünün içinde bulabilirsiniz. Bu, hem zamanınızı hem de enerjinizi tüketen zarar verici bir bağlama dönüşüyor.
Üstelik bu durum sadece psikolojik değil, fiziksel sağlığınızı da olumsuz etkiliyor. Telefon ekranında uzun süre video izlemenin göz sağlığınızı %30 oranında kötüleştirdiğini biliyor muydunuz?
Kısacası, her şey için telefon kullanmak pratik görünebilir, ama uzun vadede sağlığınızı ve yaşam kalitenizi olumsuz etkileyebilir. Film izlemek gibi bir aktivite için mümkünse bir televizyon ya da bilgisayar ekranı tercih etmek; çoklu seçenek yorgunluğu yaşamanızı engeller, filmlerden bir sinema aktivitesi tadı almanızı sağlar ve böylece hem gözleriniz hem de zihniniz için daha sağlıklı bir seçenek olur.
Sosyal Medya!
Facebook ve benzeri sosyal medya platformları gerçekten vazgeçilmez mi? Cevap net: Vazgeçilmez Değil! Pek çok insan, bu platformların hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyor gibi görünse de araştırmalar bunun tam tersini söylüyor.
Pew Research Center’ın yaptığı bir çalışmaya göre, Facebook kullanıcılarının %70’i platformda geçirdikleri zamanı gereksiz buluyor. Bu insanlar, sosyal medyanın hayatlarında büyük bir değer yaratmadığını fark etse de, yine de Facebook’tan kopamıyor. Peki, neden?
Facebook ve diğer sosyal medya platformları, tasarımlarını özellikle telefon ekranlarına göre yaparlar. Neden mi? Çünkü en başta da söylediğim gibi, insanlar internete ağırlıklı olarak telefonlarıyla giriş yapıyor. Bu platformlar da kullanıcı alışkanlıklarını çok iyi analiz ederek, dikkatlerini maksimum düzeyde ekranda tutmak için tasarlanıyor.
Bir örnek düşünelim: Instagram’ın web sayfası. Orada yapabileceğiniz aktiviteler oldukça sınırlıdır. Gönderi paylaşamaz, mesajları tam anlamıyla kullanamazsınız. Ancak telefon uygulamasına geçtiğinizde işler değişir. Bildirimleri tetikleyen butonlardan sonsuz kaydırma özelliğine kadar her şey, kullanıcıları daha uzun süre ekrana bağlamak için özel olarak dizayn edilmiştir. Hatta bu butonların yerleşimi bile, el hareketlerini optimize edecek şekilde ayarlanmıştır.
Bu tasarımlar bilinçli olarak, kullanıcıların dikkatini sürekli çekmek ve onları içerik döngüsüne hapsetmek için yapılır. Sonuç? Saatlerce ekran başında geçirilen vakit, daha fazla reklam gösterimi ve tabii ki platformların kazancı.
Bu durumlar, boş vaktinizi daha anlamlı ve sağlıklı aktivitelerle değerlendirme fırsatını elinizden alabilir. Kitap okumak, spor yapmak, doğa yürüyüşüne çıkmak ya da en önemlisi, arkadaşlarınızla yüz yüze sohbet etmek yerine, farkında olmadan elinizi cebinize atar ve telefonunuzun ekranına bağımlı bir şekilde bakar halde bulursunuz kendinizi.
Eğer bu alışkanlığın farkına varabilir ve telefonunuzu daha bilinçli bir şekilde kullanmayı başarabilirseniz, yaşamınıza çok daha fazla değer katacak aktiviteler için zaman yaratabilirsiniz.
Unutmayın, gerçek dünya, telefonunuzun ekranına sığamayacak kadar büyük ve güzeldir.
Tarih: 30 Aralık 2024 Pazartesi | Seri: Ömer YERLİKAYA Akıllı Telefon, Dijital Sadelik, Siber Güvenlik
Yorumlar